|
BİREYCİ VE BENCİLLİĞİ YERE ÇALMAK İÇİN 'KP-İÖ'YE SAHİP ÇIK DAVANI OMUZ VER' BAĞIŞ KAMPANYASINA SIKICA HAZIRLANALIM!
Değerli yoldaşlar; Komünist örgütümüz KP-İÖ ‘nün geniş kitlelerle buluşması ve onları devrimci mücadeleye katabilmek için yürüttüğü politik faaliyetler doğaldır ki, değişik araç ve biçimlerin yaratılmasına gereksinim duyar. Zira işçi sınıfı ve emekçi yığınların sorun ve talepleri birbirinden farklı olabileceği gibi dönemsel olarak da kendi içinde değişimlere uğrar.
Bu olgulardan hareketle yürütülen genel propaganda ve ajitasyon çalışması işçi sınıfı ve emekçi yığınların sosyalist aydınlanması ve devrimci dönüşümünü amaçlamaktadır.
Dönem dönem yapılan bağış kampanyaları da öncünün kitlelerle buluşma çalışmasının yöntemlerinden biridir. Söz konusu bu etkinlik kitle çalışmasının diğer yöntemlerinden biçimsel farklılıklar taşısa da, amaçlar bakımından aynıdır/aynı olması gerekir. Geriye dönüp bağış kampanyası pratiklerimize baktığımızda ortaya çıkan tablonun buna uygun olduğunu söyleyebilmek oldukça zor. Soruna ilişkin yanlış anlayış ve tutumlara düşüldüğü görülüyor.
Şunu özel olarak vurgulamalıyız ki, mali bakımdan zor bir dönemden geçiyoruz. Hatta mali sorunlar neredeyse devrimci çalışmalarımızı kötürüm bırakır bir hale gelmiştir. Burjuva bireyciliği insanları daha çok bireycileştirip-mülkiyetçi bir hale getirmiştir. Durum böyle oluncak örgüt çalışmalarının geliştirilip ileriye taşınması ve istenen düzeyde faaliyetlerin örgütlene bilmesi ve yeni alanlara açılabilmek ve daha çok yoldaşı çalışmalara katabilmek için mali sorunların hafifletilmesi gerekiyor. Düzenli yayınların çıkması, yeni büroların açılması, bildiri, afiş vb gibi materyallerin kullanılması, başka alanlarda ilişkilerin taranması vb. tümüyle mali olanakları gerektiriyor. Bunun yoluda yığınların gücünü mücadeleye katmakta ifadesini buluyor. Elbette en başta kendin sempatizan çeperimizin mali alanda fedakar davranması ve örgüte sahip çıkması gerekiyor. Bir tarafda örgütün olanaklarıyla mülkiyetçi tutumlar içine girerek gerilediği sınıfını unutmaya çalışan savrulan ve şehit yoldaşların çocukları ve ailesini unutan bireyci kişilikler , öte yandan tüm olanaklarını ve yaşamını devrim ve sosyalizm davasına hasreten yürekli komünist yoldaşlar. Elbette herkesin devrime ve örgüte katkıları aynı olmayacaktır. Ama hiç bir yoldaş bazı olanaklara, örgüt vasıtasıyla sahip olduğunu unutmadan hareket etmeyi başarmalıdır. Kendisi rahat ve konforist bir yaşam içindeyken örgüte ve davasına olanak sunmada ketüm davranan hatta gittikçe mücadeleden uzaklaşma eğilimi taşıyan kişilikler, asla olağan karşılanamaz. Değerli yoldaşlar; Bağış kampanyasında yanlış yaklaşımlardan ilki bağış kampanyasını ilişki içinde olduğumuz insanlarla sınırlı tutma yaklaşımıdır, hiç kuşkusuz bunun nedeni çalışmayı maddi katkı almaya indirgeyen sığ anlayıştır.
Elbette devrimci çalışmanın giderlerinden bir bölümünün karşılanması işi kitlelere dayanmayı gerektirmektedir. Fakat burada asıl sorun örgütle yığınların daha güçlü politik bağlar kurmasını sağlayabilmektir. Yapılan kitle ajitasyonları aracılığı ile adımızı duymuş, caddelerde pankart ve afişlerimizi görmüş, bildirilerimizi okumuş olan emekçilere örgütümüzü yakından tanıtma ve saflarında örgütlenmesini sağlamak için yaşam ve çalışma alanlarına gitmemiz gerekiyor. Yani, örgütün isminin yeni kitlelerle buluşturulması gerekmektedir. Var olan ilişkilerin dışına açılmadan bunun başarılamayacağı açık olsa gerek. Her politik çalışmanın hedef kitlesi işçi sınıfı ve tüm emekçiler olduğuna göre, bağış kampanyasında gidilecek kitleyle, bir gece kampanyasında gidilecek kitle aynı tutulabilir mi?
"Gittiğimizde acaba ne derler, hem bu yoksul insanlardan nasıl maddi katkı isteriz?" gibi apolitik kavrayışlar faaliyeti amaç ve hedeflerini anlamaktan uzaktır.
Unutmayalım ki kitlelere sorun doğru biçimde anlatıldığında ve öncüyü yalnızca duygularda değil maddi olarak da sahiplenmelerinin gerekliliği kavratıldığında, o yoksul emekçilerin tüm olanaklarını sonuna kadar sunduğunu değişik ülkelerdeki sosyalist ve özelde ülkemizdeki devrimci mücadele binlerce kez kanıtlamıştır.
Değerli yoldaşlar;
Bağış kampanyasının mantığı doğru biçimde anlaşılmadığı içindir ki çalışmayı bir plan dahilinde yürütmek yerine zamanın akışına bırakmak diğer bir olumsuzluk olarak öne çıkıyor. Nasıl ki bir kampanya çalışması öncesinde çalışma grupları oluşturup görev dağılımı yapılıyorsa, bu işte de aynı ciddiyet ve politik yaklaşım sergilenmek zorundadır. "Sen tanıdıklarına git, ben de kendi tanıdıklarıma" tutumu bağış kampanyasından hiç bir şey anlamamanın diğer adıdır. Düşünün ki evine veya iş yerine gittiğiniz ve hiç tanımadığınız bir emekçi tabi ki size ihtiyatla yaklaşacaktır. Götürdüğünüz gazetenizi almayabilir ya da hiç bir katkıda bulunmayabilir. Bu durumda hiç bir başarı elde edemediğinizi düşünürseniz yanılırsınız. Yeni bir insanın kulağına örgütün adını fısıldamışsınızdır ve o insan başka bir gün bir yerde yazınız yada gazetenizi gördüğünde "bunlar benimde evime gelen insanlardı demek ki benim hakkımı savunan kişilermiş" diyecektir. Bu politik etkilenmenin biçimlerinden biridir.
Plansızlığın yol açtığı kaçınılmaz sonuç ise hedefsizlik ve iddiasızlıktır. Onbinlerin olduğu bir kentte bağış kampanyası için sınırlı sayıda kişiye gitmiş olmakta hiç bir iddia aranamaz. Başlangıçta ortaya konulan maddi hedeflere ulaşılsa da bu böyledir. Böylesi bir çalışmanın başarısını tek başına para ile ölçmek iddialı komünistlerin tarzı değildir ve olamaz. Dikkat çekmek istediğimiz başka bir olumsuzluk ise bağış kampanyasını yalnızca kendi güçlerimizin yapacağı bir işmiş gibi görme davranışıdır. Çevremizde bulunan örgütümüze gönül vermiş tüm etkinliklerimizde yer alan bize yüreğini ve kapısını açan çeperimizi bu çalışmaya katmamak nasıl bir anlayışın ürünü olabilir? Acaba biz görev veriyoruz da kabul mü etmiyorlar yoksa görev vermek aklımıza mı gelmiyor?
Değerli yoldaşlar;
Peki kitleleri örgütümüze katkı yapmaya çağıran bizler ne durumdayız acaba? Kendimize bir soralım Örgütümüzün daha önceki düzenlediği bağış kampanyasına biz nasıl katıldık? Giderlerimizden kısıp biriktirdiğimiz parayı veya sahip olduğumuz bir teknik olanağı örgütün hizmetine sunduk mu? Kampanya dönemleri boyunca yoldaşlarımızın yaptığı gibi geçici bir iş bulup çalışarak mı katıldık, yoksa kötü bir alışkanlığımızı terk ederek (sigara, vb. ) mi katkı sağladık? Kuşkusuz bu konuda örnek yaklaşımlar olduğu gibi kendini yeterince ortaya koymayan güçlerimizin var olduğu sır değil. Biz, eve temizliğe giderek, giderlerini kısarak 11 ay kendisine bir ay örgüte diye ve kampanyayı yüzlerce insana giderek taşıyan ve büyütenleri örnek alacağız. .
Dahası günlük pratik politik faaliyetimizi devrimci çalışmanın ihtiyaçlarına yanıt verecek tarzda planlamaya gereksinimimiz var. Bu çalışmalar kimi zaman an'ın öne çıkan sorunları üzerinden yürütülen propanda ajitasyon görevidir. Kimi zaman ise örgütün en geniş kesimlere tanıtılması işi. Ama hangisi olursa olsun önemli olan görevin doğru tarzda kavranması olmalıdır. Geride bıraktığımız dönemde yürütülen bağış kampanyasının içeriği ve sonucu hepimizi kendimizle hesaplaşmaya çağırıyor. "Bağış kampanyasına Katıl, Örgüte Sahip Çık" çağrısına bir de bu gözle bakmakta yarar var. Bu çağrıya vereceğimiz yanıtlar gelecekteki pratiğimizin nasıl bir seyir izleyeceğini görmek bakımından anlamlı olacaktır.
Değerli yoldaşlar;
Buradan olarak 3 yılı aşkın bir zamanın ardından davamızı güçlendirmek ve örgütümüze sahip çıkmak ve devrimci duyarlılığı geliştirmek için Kasımda başlayıp Ocak 2007’de sona erecek olan bağış kampanyası tüm yoldaşların şimdiden hazırlanması ve özveri ruhunu kamçılamaları gerekiyor. Geçen dönemin bağış kampanyalarındaki eksiklik ve hatalı tutumların bu kampanyada yaşanmaması için şimdiden listelerin çıkarılması ve her bir yoldaşın daha şimdiden yapacağı bağış desteğini hazırlaması ve bireyci, bencil tutum ve yaklaşımlardan uzak durulması gerekiyor. Elbette, yalnızca kampanyanın pasif katılımcısı değil, aynı zamanda aktif yürütücüleri olmalı ve etrafımız da bulunan herkesi devrimci davamız ve örgütümüze sahip çıkmaya seferber etmeliyiz. Daha şimdiden başlayarak giderlerimizi kısmalı, sigara, vb. gibi giderlerimizi denetim altına alarak ve kendimizi zorlayarak olanaklarımızı devrimci mücadeleye akıtmalıyız. O halde;omuz verin ki köhnemiş zulüm ve sömürü düzenini yıkmada bir eşiği daha aşmış olalım. Bireyci benciliği yere çalma ve fedakarlık ruhunu kamçılamanın zamanıdır. Emek seferberliği için ileri. . !
KP-İÖ’YE SAHİP ÇIK DAVANI BÜYÜT BAĞIŞ KAMPANYASINA KATIL! FAŞİZMİ DEVRİMLE EZECEĞİ! YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM MÜCADELEMİZ! 20- Eylül-2006 KP-İÖ MK
|