Devrimci Halkın Birliği
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

   ANA SAYFA
   HABER - YAZI

D. Halkın Birliği
   Kapak
   Baş Yazı
   Haberler
   İnşamız
   Politika-Haber
   İşçi-Memur
   Kürdistan
   Gençlik Yıldızı
   Özgür Kadın
   Dış Politika
   Kültür-Sanat
   Onlardan Bize
   Temel Kavramlar
   Analiz-Polemik
   Devrimci Teori
   Özgür Kürsü
   Dünden Bugüne
   Mektuplar

xxxxx
   Arşiv
   Arşiv-7.2005/4.2010
   DHB Galeri
   Sitede Ara
   Bağlantılar
   Ziyaretçi Defteri
   İletişim

xxxxx
   RADYO BİRLİK
   
VİDEO İZLE

D. Halkın Birliği

ADRESLER

Merkez Büro
AL-AK Basın Yayıncılık

Merkez Mahallesi
Çukur Çeşme Caddesi
No: 27 Kat: 3 Gaziosmanpaşa- İstanbul

Tel: 0212 5782269

Yurtdışı:
Avrupa Temsilcisi
Özgür Kızılay

Nancy FRANSA
Tel: 0033 674102905

Altenbraker str. 16
12053 Berlin Almanya

E-Posta İletişim:
halkinbirligi@yahoo.com





BELLEK


18 Mayıs ve Kaypakkaya'nın

DİRENİŞ YOLUNDA İLERİ!


NATO ve Kürt Sorunu
Geçtiğimiz günlerde önce Genelkurmay Başkanı Başbuğ, ardından da Başbakan Erdoğan NATO’nun PKK’ye karşı mücadelede ‘aktif’ olması gerektiği yönünde açıklamalar yaptılar. Daha sonra Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’den, Başbakan Erdoğan’ın G20 Zirvesi için gittiği Toronto’da ABD Başkanı Obama ile yaptığı görüşmede “NATO’nun Afganistan’da Taliban’a karşı yürüttüğü mücadeleye benzeyen bir mücadelenin PKK’ye karşı yürütülmesi” ile ilgili talebi ilettiğini öğrendik. Bu talep, NATO’nun “üye bir ülkeye yöneltilen silahlı saldırının bütün pakta yapılmış sayılacağı” vurgusunun yapıldığı 5. maddesine dayandırılıyor. Yalnız bu 5. madde saldırının sınırları olarak “Kuzey Amerika ve Avrupa”yı gösterdiği için Başbakan Erdoğan Afganistan’daki Taliban örneğini veriyor. Başbuğ da zaten bu yüzden “NATO’nun sadece coğrafi alanın sınırları içersinde hareket etmekle yetinmeyip, üye ülkelerinin kolektif güvenlik çıkarlarının tehdit altında olduğu bölgelerde de aktif olması gerektiği”ni söylüyor.
Bu ülkeyi yönetenler on yıllardır Kürt sorununun “dış güçlerin kışkırttığı bir terör sorunu” olduğunu söyleye geldiler. Başbakan Erdoğan da, PKK’nin İskenderun’da gerçekleştirdiği eylemden sonra “PKK’nin dış güçlerin taşeronu” olduğu yönünde açıklamalar yapmıştı. Şimdi Başbakan ve Genelkurmay Başkanı söz birliği içerisinde bu “dış güçlerin kışkırttığı terör sorunu”nun çözümünü yine ‘dış güçler’den; NATO’dan istemektedirler. Elbette bugün NATO’nun bu sürece doğrudan müdahil olması çok kolay değildir. Ötesinde mesela ne İngiltere IRA ve İrlanda sorunu konusunda, ne de İspanya Bask Bölgesi ve ETA meselesinde böyle bir talep ve girişimde bulunmamışlardır. Bunları da bir kenara bırakıp bu talebin olumlu karşılandığını düşünelim. Ondan sonra ne olacak? Her defasında Irak sınırından sızdığı söylenen PKK’lilere karşı Çukurca’da, Şemdinli’de, Dersim’de, Pervari’de, Şırnak’ta yapılacak operasyonlarda NATO askeri mi kullanılacak? Ya da Kürt halkının ulusal demokratik istemli gösterilerine NATO mu müdahale edecektir? TMK mağduru çocukların, 14 Nisan 2009’dan bu yana yapılan operasyonlarda tutuklanan 1500’ü aşkın Kürt siyasetçinin durumunun ne olacağına NATO mu karar verecektir?
Belki Erdoğan’ın Obama’ya ilettiği talep her ne kadar NATO üzerinden yapılmış olsa da, bu talebin esas olarak ABD’nin soruna daha aktif müdahale etmesi yönünde olduğu söylenecektir. Doğrudur, ama bu durumda da anlayış bakımından özde bir değişiklik bulunmamaktadır. Yine Kürt sorunu, sınırın ötesindeki PKK’liler sorununa indirgenmekte ve çözüm ABD’den; dış güçlerden talep edilmektedir. ABD’nin, dün olduğu gibi bugün de bu talebi Bölgesel politikaları, ihtiyaçları temelinde ve Türkiye egemenlerini bu politikalara daha ilerden bağlama yönünde değerlendireceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın!
Öcalan, 2 Temmuz tarihli görüşme notlarında Başbakan Erdoğan’a sorunun barışçıl demokratik yollarla çözümü yönünde yeniden çağrı yapıyor. Sorunun çözümü için atılması gereken adımları seçim barajının düşürülmesi, TMK’nın kaldırılması, çocukların salıverilmesi, tutuklularının serbest bırakılması ve demokratik anayasa hazırlanması biçiminde sıralayan Öcalan, çatışmalı sürecin sona erdirilmesi yönünde adım atılması halinde üzerine düşenleri yapmaya hazır olduğunu söylüyor. Bu ülkenin “bölücüleri”, “bölücübaşları” sorunun çatışmasız bir ortamda ve ülke içinde demokratik bir temelde çözümü için çağrılar yapıyorlar. Ülkenin birliği ve bütünlüğünü düşünmekten uyuyamadığını söyleyen “vatanseveleri”, “milliyetçileri” ABD ve Irak da yetmez, sorunu gelsin NATO çözsün, diyorlar! Peki, bunlar olurken memleketin “sosyal demokrat” ana muhalefet partisi lideri ne yapıyor? Başbakana siperde nasıl durulacağını öğretmek için cepheye koşuyor; boyunu aşan siperlerin arkasında ‘en kahraman Şaban’ havasında pozlar veriyor!
Bu ülkede yaşayan Türk ve Kürt halkları ve her milliyetten emekçiler, sorunun çözümünün egemen güç odaklarına bırakılmasının daha fazla ölüm ve yeni felaketleri çağırmak anlamına geldiğini yaşayarak görmektedir. Öyleyse yapılması gereken, barış, kardeşlik ve eşit haklar temelinde insanca yaşam için her alanda mücadele birlikteliğini örmek, sesleri ve güçleri birleştirmektir.
ÇETİN DİYAR-
Evrensel Gazetesi
Oku-Okut




Dayanışalım

En Yeni Köşe Yazıları
Hem faşist hem yalancı! [219]
Silahlar sussun, çöz... [84]
400 SİVİL TOPLUM ÖRG... [66]
İSMAİL BEŞİKÇİ YENİD... [166]
Ekmeğe yok savaşa var [82]
Erdoğan'ın çözümü 'J... [105]
HPG gerillası Dağhan... [311]
Çözüm için Kürtleri ... [140]
NATO'yla işgal planı [152]
Popüler Köşe Yazıları
HPG gerillası Dağhan... [311]
Hem faşist hem yalancı! [219]
İSMAİL BEŞİKÇİ YENİD... [166]
NATO'yla işgal planı [152]
Çözüm için Kürtleri ... [140]
Erdoğan'ın çözümü 'J... [105]
Silahlar sussun, çöz... [84]
Ekmeğe yok savaşa var [82]
400 SİVİL TOPLUM ÖRG... [66]
Şiirler
dhb
» Yeryüzü Aşkın Yüz...
son videolar
video   video